22 Ekim 2010 Cuma

Bu güzeller güzeli kız hayatıma girdiğinden beri, sokaktan eve koşturarak gidiyorum... Keje ile parkta gezmelerimiz sırasında bir sürü arkadaş edindi(k).
Kimileri Keje'yi çok seviyor. Oyuncu kızımızla birlikte denize giriyor, birlikte top koşturuyor ve piknik yapan insanların yemeklerini tırtıklıyorlar. (Erkek arkadaşları kızımızı daha çok seviyor.) Bu ilgiyi kıskanan diğer kızlar da Keje'yi ısırıp kavga ediyorlar onunla. Böylesi saldırılar karşısında Keje sadece üzülüp ağlıyor ve hemen bana bakıyor, 'ben ne yaptım ki bana kötü davranıyor' diyerek... Banyo sonrası keyfiyle oyuncu sesler dışında havlamaz, uysaldır. Sevilmekten çok hoşlanır, hemen kuyruk sallar. İyi huylu tabiatı anlamsız gürültü karşısında keskinleşir. Apartmanın birinin bahçesinde  bizi her gördüğünde havlayarak yanımıza koşan ama biz durup da 'ne var neden havlıyorsun?' dediğimizde korkarak uzaklaşan sonra yine havlayan beyaz köpekten hiç hoşlanmıyor. Anlamsız gürültüler Keje'yi sinirlendirior ya, bir tek o beyaz köpeğe havlıyor. Keje'nin sinirlenmesi çok komik... Onunla ilişkimizde 'köpeklere fızıldayan adam' çakması 'eğitime' yer yok... İstesek de beceremeyiz o ayrı konu ama insanların kendi iktidar kompleksleri yüzünden köpek-sahip ilişkisinde 'sahip' olmayı sömürdüklerini düşünüyorum. Parkta köpek eğitmeni bir adam var. Bir gün Keje ve arkadaşları serbestçe oynarlarken bu adam da bir kadına ve köpeğine eğitim veriyordu. Köpeği uzağa bağlayarak kadının uzaklaşmasını söyledi ve sonra köpeği saldığında kadının peşinden gitmesini sağladı. Bir diğer derste köpeğe top atıyordu köpek de topu adama değil, sahibi olan kadına getiriyordu. Keje de kreşten terk olmanın utancıyla, o derse 'çaktırmadan' katılmış, eğitim mağduru köpekle yan yana komutları bekliyordu. Bu hali bana, 'annesi-babası kolejde hademelik yapan bir çocuğun, ne koparsam kardır diyerek gizlice girdiği ingilizce derslerini' hatırlattı.... Sözün kısası, Keje ingilizce bilmiyor.

Hiç yorum yok: