Kayıtlar

Yol

Katlediliş günleri. Kız kardeşlerimiz ve erkek kardeşlerimiz. Bu yolun sonunda aydınlık var.  Her kışın bir baharı. 

Aç.mayın.

Resim
Güneş doğdukça Ay'ı özlemle anarsın. Yaz gelince kışı... Sorgulanıp didiklendikçe içine, kendine kaçar kapatırsın kapaklarını. /Seni güçlü hissettiren şey derinliğin, yoksa kuvvetli değilsin/ Gün doğumundan önce ayaklanmazsan sevincin yiter, ilk nefesini gökyüzüne çekersin. Midye çıkarmak için daldığın denizin dibinde çocukluğun durur öylece. Bir şair adam vardı, saçları uzun, sakalları karaşın. Elinde bıçağı, dalardı derinlere de bir seferinde ve son, midyeler o güzelim saçlarına dolanmış adamın, adam kurtaramamış saçlarını ve kendini. Midyeler kapanmış. O diplerde şair karaşın adamı gördün. Gözleri kapalı, nefesi tuzlu su. Midye gibi kapandı çocukluğun devri. Açmayın beni. 3 Şubat 2015/Kınalıada

Yukarı Mezopotamya'nın Taşları

Resim
Rüzgara, yağmura, güneşe, aya mağrur durur taslar. Bir kış günü, öğleden sonra cılız ışıklı avluda, bir annenin çocuğuna Arapça seslenişini sarmalar.. Geçip gittim yanından o ölmüş atın. Taşlar ata benim için de ağlar. 16ocak2bin15 Mardin

Aşk ve Devrim

Resim
                                                            Sokaktaydım. Bağırıyordum. Öksürüyordum. Sirke içiyordum. İlkbahardı. Tarih Yek Gulan’dı. Yazdı. Sonbahardı. Kıştı. Kıştı. Kıştı. Sevgilimin elini arıyordum kalabalıklarda. Birbirimizi kaybettiğimizde herhangi biriyle elele tutuşuyordum. Temizdim. Tertemizdik. Yektik. Yitirdiklerimizin adının anılıp burdaa diye bağırdığımız bir anma günü, Kürdistan’da olduğu için adı anılmayan arkadaşımızın adını bağırdım. Kimse tereddüt etmedi. Burdaaa dedik. Yanımda arkadaşımı vurdular. Başı kanıyordu. Hastane pahalıydı. Para ödemeyeceğimizi öğrendim. Su serpildi. Ohh dedim. Önce arkadaşımın bilinci açık, sonra yaşamın parasızlığımızı görüp bize hak vermiş olmasından. Eve döndük. Aynı solukları içimize çekmiş de olsak başkalaşmıştık. Bambaşkaydım. Kendini arayanlarımız birbirinden, kendinden ...

çöl

Resim
kuş uçmaz kuş uçar yuva yapar sonra yuvadan uçar bozkırda yürür adımlar adım atılmaz/adım uçar adsız kalır kanat takar kuş uçmaz kuş uçar kervan geçer çöl boyu ömür kocaman ömür kocaman zaman bazı kuş uçumu bazı yalan  

anılmayan adla tutulur dil

saçlarım arasında ilham perisi.., bir, senin adını söylemiyor.

HİÇ YAPRAKSIZ

kendini arayan kadınlara... Sahne 1 Genişçe bir salon. Sağdaki üçlü koltukta  uyuyan sarısın genç bir kadın; Yonca. TV açık. Yan odadan tayyör giymiş esmer bir kadın, saçlarını toplayarak girer. Yonca’ya bakar, dudak bükerek masanın üstündeki çantasını alır. Soldaki kapıdan çıkar. Işıklar kararır. Işıklar tekrar aydınlanırken aksam olmuştur. Sarısın kadın hala koltukta uyuyordur. Esmer kadın, Dilek.. isten geldiğinde TV’nin sesini sonuna kadar acar. Perdeleri ve camı açar. Yonca birazdan uyanır. Dilek  : Hadi ama bu kadar uyku yeter. Yonca :(Esneyerek) Akşam biraz fazla içtim. Dilek  : Biraz mı! Ateş yaksam havaya uçarız, nerdeydin? Yonca  : Yeni biriyle tanıştım. Birkaç kadeh içtik. Ah gözleri öyle güzeldi ki, sarhoş olmak için içmeye hiç gerek yoktu (Güler) Dilek  :Sen ve erkeklerin... bu akşam da çıkacak mısınız?  Yonca  : Başka birine sözüm var. Motoruyla İstanbul turu yapacağız. Dilek   : N’olur hız yapmasın Yonca, ...