Kayıtlar

13

Resim
 Cafer, bu sabah da erken vakitte, süpürgesi ve yerde rahat sürükleyebilmesi için mini tekerlek sistemi yaptığı uzun saplı küreğiyle mesaisine başlamış. İş arkadaşına "orası bende, sen alt sokağa devam et" diyerek rotasını Uzun Hafız Sokağının ilerisinde, Benazio'nun olduğu yere çevirmiş. Tam yedi sabah önce yeri süpürürken gördüğü okey taşı 13'ü her sabah orada görmeyi âdet edinmiş. Sekizinci sabah da onu bıraktığı yerde gördüğüne sevinmiş; onüçüncü gecenin sabahında da 13'ü yerde görürse onu alacak, sol gömlek cebine koyacak ve ömrü sürdükçe yanında taşıyacakmış. Niyetinin sebebi, ilk günlerde tedaviye olumlu cevap verip bir evlat sahibi olmakken, otuz ekim cuma günü İzmir depreminin olmasıyla çifte dileğe dönüşmüş, orada anne babasız kalan çocuklar olursa birini evlat edinmeye evrilmiş, dilek üçlemiş, köydeki arsalar konusunda diğer ortaklarla anlaşma sağlanmasına, o parayla ihtiyacı olana ev almaya dönüşmüş, her sabah günaydınlaştığı, sokaktaki kedi-köpekleri ...

sarmal bir yaşamda

Resim
Kış gelse, o çok sevdiğim paltoya sarınıp sokaklar gezsem, sergiler görsem, cafelerde kahve yudumlayıp insanları seyretsem. Eski bir anıya takılıp ansızın, kendi kendime gülümsesem. Gelip geçse yanımdan tinerciler, dilenciler. Omuz atsalar, sendelesem. Bi liram yok beş lira vereyim mi desem. Özlediğim ve yitirdiğim dostlarımı düşünsem. Sarmal bir yaşamda kendi sahnemi kurup içine girsem. Ömür dediğin belki de böyle bir şeymiş desem. Kış gelse, o çok sevdiğim paltoya sarınıp sokaklar gezsem, sergiler görsem, cafelerde kahve yudumlayıp insanları seyretsem.....

zaman

Resim
yıkılmış bir ev gibi zaman çöküntüsünün içinde oturuyor. herkes kendi yarasını dikmeyi öğrensin diyor. iğne-ipliği elinde, yarasından dehşette kendim denen sarmala dolanıyor insan.

geleceklermiş

Resim
bir yerlerden çıkıp geleceklermiş gibi Dersim, Kasım '18

ilk

Resim
ilk buluşmalarıymış gibi...

görünmez sohbetler

Resim
Yan masadaki dört kişi onları duymuş da "bizden sır çıkmaz efenim" demiş gibi.

öyleymiş gibi

Resim
Üç kişiden ikisi severek ayrılmış. Bir kişi de hakemmiş, görüşme sabaha doğru 5'te sonlanmış; netice muallakmış gibi...