Kayıtlar

Aralık 13, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Boncuk Kaptan ile Kalender

Resim
Üstüme vuran tuzlu sudan dalgaların getirdiği sesleri duydum ömrüm boyunca. Burgaz-Kınalı arasındaki çukurda çok sallarım, her gün benimle yol gidenler uykularında olsalar bile bu sallanmaktan anlarlar ki Kınalı’ya varmak üzereyiz. Boncuk Kaptan dümendeyse, o gün keyfim yerindedir. Onun olduğu günler, Kınalı İskelesi’nde fazladan üç dakika bekleriz. Her zamanki gibi Ender bey gecikmiş, yuvarlana yuvarlana Yarbaşındaki evinden iskeleye koşturuyordur. Boncuk Kaptan, Ender bey binmeden asla hareket etmez. El sallar Ender bey Kaptan’a. İstanbul’a devam ederiz. Mevsimlerden kışsa, yolcularımın sayısı azalır. Yine de hiç boş bırakmazlar beni. Onlardan Arapça konuşmayı öğrendim, Rumca şarkı söylemeyi. İngilizceyi konuşacak kadar olmasa da anlıyorum. Her sabah kim bindi kim eksik, lüks mevkide kim var, alt katta kim… Hepsini bilirim.  Şimdi saat 07.39… Az sonra Kınalıada’ya yanaşacağız. Boncuk Kaptan dümendeyse usulca süzüleceğim iskeleye. Süslü Bahri dümendeyse uğraştıracağım onu. Kıçımı her …

Konferans

Resim
İndiği taksinin kapısını çarparak fakülte merdivenlerini hızla çıktı. Koridorda koşturarak konferans salonundan içeri girdi ve hemen girişteki seyirci koltuklarından birine kendini bıraktı. Koşturmacadan ve gecikmenin verdiği telaştan terlemiş, nefes nefese kalmıştı. Oldukça büyük bu konferans salonuna daha önce de işi gereği gelmiş, eğitim seminerlerine katılmıştı. Bugünkü konferans konusu işyerlerindeki mobbing üzerineydi. Nazlı, zamanla bulunduğu ortama alıştı ve konuşmacının sunumuna dikkatini verebildi.  
"İşyerinde psikolojik taciz anlamına gelen mobbing, kişilik bozukluğunun bir sonucu olabileceği gibi; kapitalist üretim ilişkilerinin sonucu olan güvencesizliğin de bir diğer yüzüdür.’’ Konuşmayı yapan kısa boylu, sarışın kadın kendinden emin bir halde saçlarını savurdu, konuşma kürsüsünde bulunan bardaktan su içti ve ekrandaki slaytı değiştirdi. ‘’Mobbingin nedenlerine baktığımızda, genellikle bireysel başarısızlığın örtbas edilmesi amacıyla yapıldığını görüyoruz. Yani mobb…

Zilli, Osman, Çaça

O bilge kıza, Pıncır’a…

Altı dönümlük bahçenin içinde her çeşit ağaç vardı. Zeytin, elma, ayva, şeftali, kiraz, armut ayrı bir bölümde üzüm bağları, bostan, frambuaz, kudret narı… Süs bitkileri, dev kaktüsler, lavanta, begonvil, akasya ve hanımeli… Eve daha yakın bir bölmedeyse büyükçe bir kümeste hindiler, tavuklar, ördekler ve kazlar barınıyordu. Dört katlı, geniş, sulama havuzu dışında ayrıca elli metrelik yüzme havuzu bulunan bu evde, yaşlı sayılmak için genç, genç sayılmak için yaşlı sayabileceğimiz bir çift yaşıyordu. Evin arka tarafındaki bir göz müştemilattaki evin işlerine bakan diğer çift, ev sahibi beyin küfürlü konuşmalarına daha fazla dayanamayarak bir sabah erkenden barındıkları yeri terk etmişti. Ev sahibi Nahit, yatak odasından aşağı inip de henüz kahvaltı sofrasının hazırlanmadığını gördüğünde bir terslik olduğunu sezer gibi olmuşsa da bu sezgisini göz ardı etmiş ve her zamanki o korkunç bağırtısıyla ‘‘Mustafa! Mustafaaa!’’ diye bağırmıştı. En nihayetinde müştemilatın…

Sokak Kuşları

Evden dışarı hiç çıkmıyorum. Çıkamıyorum. Tam olarak korkuyorum diye değil, ihtiyaç duymuyorum. Bakkal tüm siparişlerimi gönderiyor. Ödemeleri de internetten yapıyorum. Çeviri işi için de zaten evde bilgisayarınızın olması yeterli. Dolayısıyla yaklaşık iki yıldır evden çıkmıyorum. Arkadaşlarım çok uğraştı, gereksiz bir uğraştı bence, dışarı çıkalım, alışverişe gidelim, bara gidip içelim, dansa gidelim, yeni film gelmiş sinemaya gidelim… Bu numaraların hiçbirini yutmadım. En son, köpeğim Alf’i aldılar benden. Yürümüyor bu hayvan, onu da öldüreceksin diyerek. Ve hepsini def ettim başımdan. Şimdi rahatım. Artık aramıyorlar. Çünkü bir tek anneler sonuna dek bırakmaz mücadeleyi. Sokağa gel diyen herkesten uzaklaşıyorum. Anlamıyorlar. Sokak, sonsuz bir tehlike demek benim için. Artık hiç sevmiyorum sokağı. Sevmem, sokağa çıkmam için bir nedenim de yok. O parkta yüzünde maske, günler geceler boyu neşeyle sabahlayanlardan biri de bendim oysa. Kabul ediyorum, o günler bittikten sonra şimdi bir…